Yolda | Atilla Atalay


32

Taksi yağmura aldırmaksızın hızla yol alıyor. Ön camdan hiçbir şey gözükmüyor… Sahi, şoför silecekleri neden sürekli çalıştırmıyor? Hiçbir şey gözükmeyinceye dek bekliyor, sonra yalnızca bir kez silecekleri çalıştırıp yine bekliyor… Silecek çalıştırmak pahalı birşey mi acaba? Sana ne? Şimdi, tüm bunların ne önemi var sanki…

34 yaşındasın… On yaşında filandın, Topal Hatice’nin oğlu soluk soluğa evinizin kapısını çalıp, “Annem çamaşır suyu içdiii” diye hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı… Çocuk aklın bir kadının niye çamaşır suyu içebileceğini almamıştı. Baban “Kötü kadındı o, içini temizlemek için içmiştir, yazık çocukları ortada kaldı” dedi… Sonradan öğrendin, Hatice’nin çocukları filan ortada kalmadı, hastaneye götürüp midesini yıkadılar… Bir ara “artık Hatice’nin içi temizlenmiştir” diye düşündün… Taa ki, oğlu salya sümük “Annem tarım ilacı içdiii” diye kapınıza dayanıncaya dek… Babanın konuyla ilgili yorumunu hatırlamıyorsun. Ama Hatice yine yırttı… Sonraları bir şeyler daha içti galiba… Ve bir gün oğlu yine koşarak mahalleyi ayağa kaldırdı… “Annem gazmaylan babamın gafasını yardııı”…


Gülme… Şoför dikiz aynasından sana bakıyor, şimdi yüz bulup seninle konuşmaya kalkar. Oysa en fazla kendinle kalmak zorunda olduğun zamandasın… Neyse, korktuğun gibi olmadı… Şoförün ipinde diilsin… Yine gözün ön cama takıldı… Hiç birşey gözükmüyor… Acaba silecekler çalışınca akü mü zayıflıyor? Bilmiyorsun… Arabadan hiç anlamadın. 18 yaşında ehliyet almaya kalkıştığında sınav komisyonundaki adam senden 150 lira rüşvet istedi diye kızdın ve ömrünün sonuna dek ehliyet almamaya karar verdin. En büyük sorununda buydu zaten… Birilerinin kolayca yapabildiği şeyleri sen asla yapamıyordun… Kendin dahil kimseyi satıp alamadın… İçki masalarındaki can pazarında, şiirlerini okutamadın… Kendini gizleyemedin, hep olmayacak işlerle uğraştın, “böyle böyle birşeyler değişecek” diye hep kendini kandırdın… 

Şoför, radyoyu açtı.. Buğulu bir kadın sesi, çok satışlı bir hüzün”… Çok sevdim suç sayıldı, hiç sevmedin kabahat… Bir his diyor ki bana; öl de kendini arat” Sahi seni arayacaklar mı, dalgıçlar değil yani… Dostların, karın…

İlk iş, çaycı çekmecendeki çay markalarını kimse araklamadan toplayıp tedavülden kaldıracak… “Gidenlere dair üç günlük hüzün vaktidir” denilecek… Hüseyin, “Çok içiyordu, agresifti, inancı olduğunu da sanmıyorum… O kız ona hiç yaramazdı, söyledim, düzenli bir hayatım var diye benle dalga geçerdi… Sarhoşken bi çılgınlık yaptı işte” diyecek… Böylece O’nun ne iyi insan olduğunu bir kez daha anlayacağız… Oysa sen hiç bir zaman çok içmedin, sarhoş bile olmadın… Ölünü satacaklar… Hüseyin şiir kitabını bastırıp ardından önsöz yazacak… Adına şiir ödülü düzenlenmesi için “önayak olacak”… Karın Hüseyin’den para isteyecek… Hüseyin üç beş attıktan sonra “Çocuğun başını bu karı yedi zaten” demeyi ihmal etmeyecek… Gülme… Şoför sana bakıyor… Yaklaşıyorsun.. Cebindeki tüm parayı şoföre belli etmeden koltuğun üzerine bıraktın…

Taksi köprünün ortasında durdu… Silecekler deli gibi çalışıyor, ışıklar, şehir eriyip gidiyor… Şoför kapıyı açtığı gibi fırlayıp kendini Boğaz’a bıraktı… Sen arka koltukta oturuyorsun… Çok mu anlamsız? Çok mu anlamlı? Hadi otur bunun şiirini yaz… 30 yaşındasın…

Atilla Atalay 

Joker 1993


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.