Şehir Yazısı


26

Bencil miyim? Ancak birkaç kişiye yakınlık duyarım, kimseye acımam yoktur, ancak binde bir hoşnut etme isteği, binde bir hoşnut edilme isteği duyarım; ben, kendime gelince neredeyse duygusuz olan ben, ancak onlarda acı duyarım; ben, ancak onlarda acı duyarım; ben, kendime gelince neredeyse duygusuz olan ben, ancak onlarda acı duyarım; en küçük sıkıntıları benim için bitmez tükenmez bir dert olur, yine de gerekirse gözümü kırpmadan harcarım onları, tüm mutluluk duygularını alırım ellerinden (öldürdüğüm bile olur).

Balçık kuyusundan, olgunluğun dirliğiyle çıktım. Ben daha önce neydim? Bir su kırbası, ölü bir enginlik, uyuyan bir derinliktim. (Yine de kim olduğumu biliyordum, tutunuyordum, yokluğun içine düşmüyordum.) Uzaklardan beni görmeye geliyorlardı. Çocuklar yanıbaşımda oynuyordu. Kadınlar ellerini avuçlarıma koymak için yere uzanıyordu. Benim de gençliğim oldu. Ama boşluk beni bayağı bozdu. 

Çekingen değilim, itildim kakıldım. Birisi (öfkelenmiş bir adam) elimi alıp bıçağını sapladı. Nasıl bir
kan. Sonra, tir tir titriyordu. Masanın üstüne ya da bir kapıya çivileyeyim diye elini uzatıyordu bana. Bende bu yarayı açtı diye, adam kaçığın biri, benim dostum olduğunu sanıyordu; karısını kollarımın arasına atıyordu; sokakta arkamdan geliyordu bağıra bağıra: “Ben ne olayım, ben ahlaksız bir esrikliğin elinde oyuncağım, itiraf, itiraf.” Tuhaf bir kaçık. Bu arada, kan benim tek giysimin üzerine damlıyordu. 

Çoğu kentlerde yaşıyordum. Bir ara insan içine karışmıştım. Yasa beni çekiyordu, çokluk hoşuma gidiyordu. Elin günün içinde silinmiştim. Kimsecik, egemen olmuştum. Ama bir gün yalnız kimseleri öldüren taş olmaktan bıktım. Ayartmak için, tatlılıkla yasaya seslendim: “Yaklaş da yüzünü göreyim.” (Onu bir an yalnız yakalamak istiyordum.) Düşüncesizce bir sesleniş, ya karşılık vereydi ne yapardım?

Kabul etmeliydim, çok kitap okudum. Ben yok olduğumda, bütün bu ciltler hiç belli olmadan değişecek, kenarlar daha geniş, düşünce daha gevşek. Evet, çok fazla kişiyle konuştum, bugün dank ediyor; her kişi bir topluluktu benim için. Bu kocaman başkası benim istemeyeceğim denli çok kendim yaptı. Şimdi varoluşum inanılmaz sağlamlıkta; ölümcül sayrılıklar bile direngenliğime boyun eğiyor. Bağışlasınlar ama kimilerini kendimden önce gömmem gerek.

Maurice Blanchot

(la folie du jour) günün deliliği/645 yayın


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.