Niye attı kendini bilinmez. Niye intihar eder insan durduk yerde?


76

Altından tren geçen köprüden attı kendini Nazmi ya da Nazmi sadece. Niye? Bilinmez. okuldan istasyona dek uzanan metruk gecekondusunda yalnız yaşar, okulun önünde simit satardı kimi zaman. Çocuklar seyrekleşince, sermayeyi şaraba yatırır, evin-gecekondunun yolunu tutardı. Niye kendini köprüden attı bilinmez. Mahalleli onu pek tanımaz, okul müdürü Vehbi Bey’de onu gördükçe haşlardı, açıkta simit sattığı için. Pek sevilmezdi. (şarap yüzünden olsa gerek) Nazmi kendini alınca köprüden, en çok üzülen bakkal Remzi oldu. (şarap borcu yüzünden şüphe götürmez) Niye attı kendini bilinmez? Niye intihar eder insan durduk yerde? Yoksa durduk yerde etmez mi? 
Aslında Nazmi (istasyonda hareket memuruydu hani cakalı, apoletli ve de laci takımlı filan) simitçi rolünde bir polis mi yoksa? (Kim derdi ki müdürün karısına yangındı da lojmana yakın bir gecekonduda yaşayıp dikkat çekmemek için simit sattığını filan) 


Nazmi zimmetine geçirdiği paralarla yok olan bir veznedardı aslında, Maksim’de uğruna şampanyalar patlattığı sevgilisi konsomatris Necla bir arbede sonucu cızlamı çekince ve de parası bitince gelip bu kenar mahalleye yerleşmiş biriydi. Peki niye attı kendini köprüden? (Kan davasında babasını kaybetmiş biriydi aslında, anasının eline tutuşturduğu revolveri dereye atıp kaçtığından beri, hem amcazadelerinden, hem de hasımlarından saklanan biriydi sadece} 
Nazmi bakkalın üstündeki apartmanın kapıcısıydı aslında. Tekaüt Fadıl beyin kızı Fehime’yi severdi kendince, simit satarken hep karşı binadaki Fehime’yi arardı gözleri, pek göremez sonra da gider şaraba başlardı. (Sevdadan gayri ne derdi olabilir?)


Nazmi karakolda bekçiydi aslında, tafra atardı ağzında düdük. (hırsızlar mı attı yoksa köprüden} Nazmi aslında Nazmi’ydi sadece. Sadece Nazmi olduğu (belki de olamadığı) için attı kendini köprüden. Aslında neydi yahu bu herifin zoru kendinden.
Ah Nazmi! adam bir mektup bırakır giderken (boyacısın dediler vermediler, türünden) Ne hakkın var bunca ahaliye eziyete. bak işi gücü bıraktık senin intiharın yüzünden.

Ara fasıl (saz heyetinden)

Dönülmez köprüler kıyısında durdun kendini yerlere vurdun, hey gidi koca Nazmi.
Nazmi aslında pazarcıydı (Simit te satardı kimi zaman) sağlığında pek bi içerdi rahmetli (öküz gözünden). Altından trenlerin geçtiği köprüden atıverdi kendini (Aslında başkalarını atabilse bunu yapacağını pek kimse sanmazdı, oysa).


Balıkçıydı Nazmi aslında, şarabı çok çekince bir gece alabora oldu sermayesi Kız Kulesi  açıklarında(64′ kuzey, 21′ batı ). Boğazı geçen bir sandal dolmuş kurtardı onu (herhal bu yüzden attı kendini köprüden) Velhasıl aslında Nazmi zurnacıydı, İgor’un meyhanesinde (simit te satardı kimi zaman). Çok içtiği ve de ağladığı (niye ağladığı da kendini niye attığı gibi meçhul) bir gece çıktı Galata Kulesine ve dedi ki (gördünüz mü sonunda konuştu):


-Bre melun esnaf, ben ki Memaliki Osmani’nin Sultanı dümbük bir Vedallil Yezit ete-nın Hazerfeni …
O sırada yukarı çıkan bekçiler yakaladı garibi, karakol nezaret derken ayıldı bizim Nazmi. (Bunların hiçbirini hatırlayamadı sonradan)

(Yoksa rezil oldum diye mi attı kendini köprüden?).


Nazmi tezgahtardı bir kundura dükkanında, müşterilerinden birine aşıktı (muhtemelen) -Asamadığı için kendini incir dalına belki o yüzden atladı köprüden. 


Şizofrengi
Çizim: Ozan Küçükusta


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.