İntihar Mektupları


30

Sevgili Normal İnsanlar;

Şişli’de, burhanlı bir sonbahar gününde dünyaya geldim. Babam kendi halinde bir sağlık memuru, annemse karizma bir doktordu…. Babam aşkla sevmiş, çılgınlar gibi evlenmişti… Annemin de, babamdan aşağı kalır yanı yoktu. Ama aralarındaki statü farkı çoğu zaman evimizde huzursuzluk yaratırdı. Dünyanın en rahat insan olan kardeşim bu durumu hiç s*klemezdi… Ama ben huzursuzluklardan çok etkilenir, yatağa kapanıp ağlardım. Babam annemin mesleği altında ezilmemek için, gazeteden öğrendiği sağlık bilgileriyle, evde doktorculuk oynardı. Annem doktor olmasına rağmen hastalanmaktan çok korkardım. Çünkü babam hasta olan biri görünce “dıravdan ilaçlarla” olaya müdahalede bulunurdu… “Bak şu ilacı çak sabaha bişeyin kalmaz… Eğer düzelmezsen bi de şu pembeyi dayarız” replikleri hayatımın korkulu rüyasıydı.

Zehirlenmeden, ölmeden belli bi yaşa kadar büyümenin mutluluğuyla 20’li yaşlarımdan gün aldım… Ama tüm bu problemler beni ailemden soğuttu. Bunun sonucunda da mutluluğu arkadaş çevresinde bulmama sebep oldu. “Her ortamı görücen hacı” insanlarından olmaktan çok korktum. Ve ilk bulduğum dost ortamına delice bağlandım. Ama bu dost ortamının hayatımı s*keceğini nerden bilebilirdim? Her şey çok güzel başlamıştı. Tufan ve Burak süper iki kankaydı. Onlarla tanıştığımda delicesine mutlu olmuştum… Gözlerine girebilmek için haftada bir baklava yaptırıyordum. Amacım tatlı yiyip tatlı konuşmaktı. Ama konuşmanın, muhabbetin, kızlara mesaj atmanın onları kesmediğini öğrenmem çok zaman almadı. “Oğlum Galatasaray Zuzunzula’yı almış” diye kolpa yapıp, zarf attım. “İyimiş hacı” deyip geçiştirdiler… Hiçbir şekilde durağan olaylar ilgilerini çekmiyordu.

Sonradan “ebemin s*kilmesi evresi” başladı. “Hadi dağa tırmanıyoruz bu hafta” “Yarın bisikletle Sakarya’ya gidip, çay içip, akşamına dönemlim mi? “Büyük Ada’da kamp yapıp, bütün gün bişey yemesek nasıl olur?” şeklinde tekliflerin ardı arkası kesilmiyordu. Hiç öyle bi insan olmamama rağmen, arkadaşlarımdan kopmamak için bu tekliflere cevap netti; “Süpermiş yaa ben varım”… Ama hiç de süper değildi. Mal gibi bütün gün bisiklet üstünde gezmek bana göre değildi… Hayatımda bisikletle yaşadığım en büyük çılgınlık, “Hay mına koyim zincir attı.. Yağ mu sürsem” şeklinde oldu. En büyük şovumsa” Bu yokuşu 8. vitesle çıkarsam, bi çamlıca alcan mı? Ne o g*tün yemedi mi? Uuuf!.. Böyle koyarlar adama” tarzındaydı… Ve böylesine düz bi insan olarak, bu iki çılgın dostun arasına düşmek beni çok yıprattı… Anamın babamın yüzünü göremez oldum.

En büyük zorluğu da, sevgili- çılgın dost kombinasyonunda yaşadım. Burak’la Tahsin’in sevgilileri, bu tür zorluklara her zaman göğüs gerebilen insanlardı. Ve hiç bi organizasyonda bizi yalnız bırakmazlardı. Benim sevgilim ise İstiklal Caddesi’nde yürümeyi kendine zulüm sayar, “Off Murat, biz görüşmek için mi buluştuk, yürümek için mi? Bacaklarım koptu yaa salak” diye çıkışırdı cümle alemin içinde… Eve dönünce de, yürüdüğü 300 metrelik yolun acısını “Bacaklarımı hissetmiyorum… Beni arama bugün byess” şeklinde çıkarırdı. Peki ya onların zevceleri? Onların zevceleri ise “Aşkım şu tepeye tırmansak şahane olur… Şu suya girip geberene kadar nefesimizi tutsak aşkımız tazelenir” şeklinde yaşıyorlardı. Ben hep sap kaldım. Çılgınlıktan vakit bulup seviştiklerinde, bende kenara geçer sevdiğime mesaj atardm. “Aşkısıların en güzeli napıyosun? üstünde ne var? Gelen cevapsa; “Uf bakkala gittim ölüyorum… Çok sıcak ya lanet olsun” şeklinde olurdu. Ama ona konuyu açamaz ve “Kıyamam yaa sen gitme bakkala, ben giderim… cantanem” şeklinde şerefsizce cevaplar yazardım…

Tüm bu olanlar beni çok yordu yıprattı… Artık bu çelişkilere, bu hayata dayanacak gücüm kalmadı… Bu mektubu düz insanlara bırakıyorum. Her zaman dürüst olun ve olduğunuz gibi görünün… Canım kardeşim, ben hayatınızdan ayrılıyorum… Senelerce “Oğlum sen ne mal adamsın çık bi kaç çılgın aktivite yap” diyerek eleştirdiğim kardeşim… Aslında en doğrusu seninmiş.. Bu mektubu tüm senin gibilere ulaştır… Ders al.. Elveda hayat, elveda aktiviteler…

Murat Özüşengeç
O-Haa 2007

Vinyet: Turgut Demir


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.