Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim


43

Burada yazacaklarım bir kadınla bir erkeğin birbirlerini ne kadar çok sevebilecekleri ile ilgili, biraz daha fazlası. Düşüncelerim o geminin içinde, yolcularla beraber sürükleniyor (ben de bir zamanlar kıyılardan o gemilere özlemle baktım). Ben Doğu’dayım , gemi Batı’dan geliyor. Kafam bir hayli karışık. Zihnimdeki yarık her şeye hem fazlasıyla yakın hem de yeterince uzak kalmamı sağlıyor. Ne yapacağımı ise hiçbir zaman tam olarak bilemedim ben. Aşklar nasıl başlar? Bu bilinir. Çok ayrıcalıklı olarak yaşadığınızı sandığınız şey, izlediğiniz bir filmle, okuduğunuz bir şiirle hep daha önceden yaşanmışlığını haykırır yüzünüze. Artık bir aşkın başlangıcına dair söylenebilecek her laf söylenmiştir. Siz de benim gibi masum olmadığınızı itiraf etmek zorundasınız. İçtenliğinize eminim ama ironiyi kaçırırsanız kendinizi kandırmış olursunuz. 

BAŞLANGlÇ:

Aşıklar bir otobüste karşılaşırlar. Kadının bileti yoktur. Adam gizlice ona biletini verir, sonra da biletsiz kaldığı için otobüsten indirilir. Kadını yitirmiştir. Zamanını şehrin (hem de Paris’in) sokaklarında onu arayarak geçirir. Umudun un yittiği bir anda bir rastlantı sonucu kadını bulur. Adam “yeteneksiz bir yazar” dır, kadın seyredilmekten hoşlanır. Başlangıç tipiktir ve çok güzeldir. Daha önce söylenmiş sözleri bir kez daha söylemekten hiç geri durmaz, ironiyi elden bırakmaz . Bu yüzden dürüsttür. Adam kadını ilk şöminenin önünde öper, kadın için lunaparkta oyuncak ayı kazanır, atlı karıncanın üstünde elini tutar. Yönetmen de, aşk çok içten başlamıştır. 

Sonrasında önce aşklarını, ardından birbirlerini tüketmeye başlarlar. Onlar yeşil çayırlı “Batı”dadırlar, her şeyi yiyip yutarlar. Kirliliklerini aşklarına bulaştırırlar. Adam tekrar “yazar” olduğunu hatırlar (hani şu Stalker’daki sefil yazarlardan), kadın edebiyattan hiç anlamadığını. Adam kadını, tüm kadın cinsiyle değiş tokuş edecektir, kararını verir. Kadın adamı bırakmaya hiç niyetli görünmemektedir. Düş bitmiş, büyü bozulmuştur. Ayrılık aşamasında da çılgın tüketim sürer. Adam sadistlik eğilimlerini bu noktada doyurur, kendini kent ışıklarının içine atar. Yataktan yatağa seker, çiçekten çiçeğe atlar. Uçanı kaçanı tutar. Trajik sonuna yaklaştığının bir anlamda farkındadır. Bir şeyler ters gider, sakat olur. 

Asıl felaket bundan sonradan. Belden aşağısı tutmayan adamın bakıcısı kadın olmuştur. O da intikamını alır adamdan. Ruhundaki ezeli huzursuzluğu yatıştırmak pahasına adama ‘domuz’ gibi davranır. Nerede durulacağını o zaten hiç bilmemektedir.

Bu öykü o gemide anlatılır (Batı’dan Doğu’ya giden). Madem ki Doğu’ya gidilmektedir, o gemide bu hikayeyi dinleyecek birileri mutlaka olmalıdır, vardır.

Dinleyici, bir analist kadar sabırlıdır (oralarda sadece onlar dinlerler). İngiliz’dir ve gizemli bir güzelliğe sahip bir karısı vardır. Birlikte briç oynamaya bayılırlar. Çocukları yoktur (henüz olmamalıdır). Onlar için bu yolculuk tükenmiş yaşamlarında küçücük bir renktir. Nörotik evliliklerinin onarım molasıdır (bazen uzun gemi yolculukları psikiyatr’lardan daha işlevsel olabilir). Dinleyici giderek öyküdeki kadına gönlünü kaptırır, ona aşık olur, hem de içtenlikle. Madem ki içtenlikle, o halde ona hiç sahip olamayacaktır. O ahmak herif bu lafları nasıl anlayacaktır? O vakit muhteşem gösteri başlamalıdır.

Film in sonu aşıkların da sonu olur, aşkların da. Geriye dönmek çok zordur artık, gemi İstanbul’ a yaklaşmaktadır. Ortaya silah çıkar. Aşıkların intiharı bir anlamda bir tarihin bitişidir (ya da yönetmene öyle gelir). Gemi İstanbul’a yaklaşmaktayken -Batı’nın sonu, Doğu’nun başı- dinleyici ve eşi güvertede birbirlerine sarılmış denize bakmaktadırlar. Gemideki “Doğu”lu adamın küçük kızı evli çiftin yanına yaklaşır ve “İyi yıllar” der. Kadın bu söze dayanamaz, ağlar. 

Ben de ağladım filmin sonunda. Değilmi ki, geminin son durağı benim yaşadığım şehrin açıklarıydı. Ben boğaz kıyılarında yürürken, açıktan şehre usul usul yaklaşmakta olan ışıklı, büyüleyici o meşhur gemilerden birinde bunlar olmaktaydı. Onlar benim çok başka biri olduğumu düşünüyorlar. Benim kafam karışık, zihnim yarılmış, geçmişim geleceğim darmadağın . Nasıl karşılayacağım onları? Hiç hazırlık yapmadım ki…

Yağmur Taylan

Şizofrengi


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.